trabzonizci@hotmail.com
T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI

 

TRABZON

4 Mum sunusunu indirmek için tıklayınız.

 

Hiperaktiflik sunusunu indirmek için tıklayınız.

 

İş Yeriniz sunusunu indirmek için tıklayınız.

 

Madde Bağımlılığı sunusunu indirmek için tıklayınız.

 

Öğretmen sunusunu indirmek için tıklayınız.

 

Sınav Kaygısı sunusunu indirmek için tıklayınız.

 

Aile ve Çocu sunusunu indirmek için tıklayınız.

 

ÇOCUKLA İLETİŞİM NASIL KURULUR?
İletişim iki kişi arasındaki mesaj alışverişidir. Alışveriş bildiğiniz gibi iki yönlüdür. Her konuşma iletişim değildir.Örneğin;anne-babalar çocuklarına emirler verip onların bu emirler karşısındaki tepkive davranışlarıyla ilgilenmezlerse burada bir iletişim olmaz.
Gerçek bir iletişim içinde konuşulanları anlama ve düşünülenleri söyleme vardır.
Bebek ile anne arasındaki iletişime bir göz atalım; Bebekler tabii ki konuşamazlar ama onlar anneleriyle doğumdan önce başlayan ve doğumla birlikte devam eden bir ilişki kurarlar. Yani bebeğin ilk iletişim kurduğu kişi annedir! Doğumdan sonra bir bebek 20-25cm. uzaklıktaki kişi ve nesneleri görebilir ve duyabilir. Bu özellikler bebeğin iletişim kurması için gereklidir. Doğumdan sonra bebeğin ilk karşılaştığı kişinin annesi olması ve annesinin ona sevgi ve şefkatle bakması ikisi arasındaki iletişimi kolaylaştırır. Yine, Annelerin bebekleriyle iletişimindeki yüz ifadeleri, mimikleri, önemli sözcükleri abartmaları, konuşmalar arasında sık ve uzun duraklamalar yapmaları,çocuklarının tepki göstermeleri için yeterince zaman tanımaları iletişimi kolaylaştırır.
Anne bebek arasındaki iletişimden sonra artık bebek bir süre sonra baba ve kendisine yakın davranan diğer insanlarla ilişki kurmaya başlar. Çocuğun ailesindeki kişilerle kurduğu sağlıklı iletişim, onun gelecekteki arkadaşları,öğretmenleri ve diğer yetişkinlerle iletişimini kolaylaştırır. Bu noktada siz ailelere çok iş düşüyor!
Çocukla konuşmak deyince çoğu yetişkinin aklına çocuğa bir şeyler söylemek,anlatmak hatta söz dinletmek gelir. Oysa karşılıklı konuşmanın en önemli tarafı çocuğu dinlemektir. Dinleme ve anlama karşılıklı konuşmanın ayrılmaz parçasıdır.
ÇOCUĞU DİNLEMEK
Bir çok anne-baba ve öğretmenler çocuklarla iletişim kurmada ve onların sorunlarına çözüm getirmede esas görevlerinin onlarla konuşmak,öğüt vermek,öneride bulunmak olduğunu zannederler Oysa çocuğun sorunlarını çözmede gerekli olan uygun ortamı sağlamak ve onu dinlemektir. Dinlemek çocuğun gelecekte de sağlıklı bir iletişim kurabilmesini, kendisi hakkında olumlu duygulara sahip olmasını, kendisine değer verildiğini hissetmesini kendine saygısını ve problem çözme davranışını geliştirir. Çocukla sağlıklı bir iletişim kurmak için gerekli olduğundan bahsettik. Bunun için çocuklara rahatlıkla konuşabilecekleri bir ortam sağlanmalı, eğer ortada bir problem varsa o problemin öncelikle kime ait olduğu bulunmalıdır. Eğer problem çocukta ise, öncelikle anne-baba çocuğa duygu ve düşüncelerini açıklamak için konuşma fırsatı vermeli, onu dinlemelidir. Dinleme çocuğa ana-baba tarafından önemsendiğini gösterir, değer verildiğini hissettirir.
İyi bir dinleyici olmak için; çocuğu dinlerken rahat bir şekilde oturulmalıdır. Rahat bir oturuş çocuğu dinlemeyi kolaylaştırır. Çocukla konuşurken göz teması kurmak önemlidir. Bunun için ya çocuğun boyunun hizasına gelmek için diz çökmeli ya da çocuğu kucağa almalıdır. Göz teması çocuğu duyulan ilgiyi ve kişiliğine duyulan saygıyı gösterir. Göz teması donuk bir şekilde olmamalıdır. Konuşurken çocuğun aynı zamanda ses tonuna, yüz ifadelerine ve bakışlarını kaçırıp kaçırmadığına dikkat edilip, davranışları ile söylediklerinin tutarlı olup olmadığına bakılır. Örneğin anne-babası boşanan bir çocuğun “ hayır sizin ayrılışınıza üzülmüyorum”. Derken gözleri sulanıyorsa çocuğun söyledikleri hakkında şüpheye düşeriz. Bu durumda iyi bir dinleyici olmak için, karşımızdaki kişinin yüzünü, elini, kolunu yani bedenini de duymamız gerekir. Çocuk kendisine yakın duran, yüzüne bakan kişiye daha çok güven, yakınlık ve konuşma isteği duyar. Çocuk bir şey anlatırken “ tamam, sen anlat ben dinliyorum” diyen ve bu arada yemekle uğraşan bir anneye anlatma isteği duymaz.
Dinleme sırasında çocuğun sözünü kesmeden,çocuk durakladığında “Hımm, evet anlıyorum.....” gibi sözlü belirtiler ya da gülümseme, baş sallama gibi sözsüz belirtiler yapılmalıdır.
Tüm bu belirtiler, çocuğun anlattığı problemi sorduğu soruları DUYDUĞUMUZU,onu önemsediğimizi ve değer verdiğimizi çocuğa hissettirir. Bunu hisseden çocuk rahatlıkla sizinle iletişim kurar.
Çocuğu dinlerken sessiz olunmalı, zaman zaman duraklamalarda söze karışılmalıdır. Sessizliğin faydasına gelince konuşan kişiye konuştukları hakkında düşünme, daha fazla açıklama ve olaya daha dikkatli bakma imkanı kazandırır, kişiyi aynı zamanda rahatlatır. “Ayşe'nin benim için çok iyi bir arkadaş olduğunu düşünmüyorum artık!” diyen bir çocuğun sözünü keserek “Ben sana baştan söylemiştim, Ayşe'nin iyi bir arkadaş olmadığını, artık kendine başka bir arkadaş bulmalısın” demek o çocuk için gereken sessizliği sağlamaz. Çocuk düşüncelerini tam olarak söyleyemez, kendisini rahatsız hisseder.
Tam bir sessizlik iyi değildir. Çocuk konuşurken daha önce bahsettiğimiz “Hımm, evet anlıyorum” gibi sözler, duraklama ve yüz ifadeleri sessiz kalmayı tamamlar,çocuğa önemsendiğini gösterir. Bu tepkiler olmasa çocuk karşısındaki kişinin onu dinlemediğini düşünür.
ÇOCUĞU DİNLEMENİN YARARLARI
-Çocuğun kelime dağarcığı zenginleşir. Konuşma yeteneği gelişir, kendi duygu ve düşüncelerini daha iyi ifade eder.
-Çocuğun içine kapanması, ağlaması, saldırgan davranması yerine kendini sözle anlatarak rahatlamasını sağlar. Bu,çocuğun toplumsal yaşama uyumunu kolaylaştırır.
-Doğru anlaşıldığını hisseden çocuk, kendini daha huzurlu ve rahat hisseder. Bunun sonucunda çocuğun kendine güveni artar. Duygusal ve sosyal yönden gelişmesini sağlar.
-Başkaları tarafından dinlenen çocuk da başkalarını kolaylıkla dinler.
-Aile içi ve diğer ilişki kurduğu insanlarla sağlıklı bir iletişim içine girmesini sağlar.
Aşağıda etkili dinlemeye örnek verilmiştir.
ÇOCUK:Okuldan nefret ediyorum. Keşke okula gitmek zorunda olmasaydım.
YETİŞKİN:İşlerin yolunda gitmediği görülüyor. Başka şeyler yapmak istiyorsun.(Etkili dinleme, yerine koyma)
ÇOCUK: Evet yapmamız gereken tüm ödevlerden nefret ediyorum.
YETİŞKİN: Çok ödevin var ve bu seni yıldırıyor(Etkili dinleme, yerine koyma).
ÇOCUK:Bunları niye yapmak zorunda olduğumuzu anlamıyorum.
YETİŞKİN:Bu ödevi sevmiyorsun(ETKİLİ DİNLEME, YERİNE KOYMA)
ÇOCUK:Sözlülerden hoşlanmıyorum,nasıl oluyor da yazılı yapmıyorlar?
YETİŞKİN:Grup önünde konuşmaktansa yazmayı tercih ediyorsun(ETKİLİ DİNLEME,YERİNE KOYMA)
ÇOCUK:Ben...ben;sınıf önünde konuşamıyorum.
YETİŞKİN:Kendini rahat hissetmediğin bir şeyi yapmaktansa, yazmayı tercih ediyorsun(ETKİLİ DİNLEME,YERİNE KOYMA)
ÇOCUK:Evet,çünkü grup önünde ne zaman konuşsam rezil oluyorum.
YETİŞKİN:Sana yardım etmek için ne yapabilirim?
ÇOCUK:Belki ödevimi dinleyebilirsin.
ÇOCUK:Barış Manço ölmemiştir,ölemez.
YETİŞKİN:Onu çok seviyorsun,öldüğünü kabul etmek sana zor geliyor(ETKİLİ DİNLEME,YERİNE KOYMA)
ÇOCUK: Evet.
ÇOCUK:Okula gitmek istemiyorum.
YETİŞKİN:Okulla ilgili bazı sıkıntıların var(ETKİLİ DİNLEME,YERİNE KOYMA)
ÇOCUK:Öğretmen birkaç çocuğu sınıfta azarlıyor
YETİŞKİN:Neler oluyor anlatır mısın?
ÇOCUK:Yanımdaki arkadaşım yaramazlık yapıyordu,öğretmen bana bağırdı.
YETİŞKİN:Haksızlığa uğradın çünkü sen yaramazlık yapmamıştın(ETKİLİ DİNLEME,YERİNE KOYMA)
ÇOCUK:Evet.
Bazen çocuklar korku, kaygı kızgınlık gibi duygularını ifade edemezler. Bu durumlarda çocuğa yardımcı olmak için şunlar yapılabilir:
1-Söylenenleri iyice anlamaya çalışıp,söylediklerini kısaca tekrar edebiliriz.
ÖRNEK: ‘Ayşe çok kötü bir çocuk,bebeğimi aldı vermiyor’
(Ne ayıp kardeş kardeş oynamıyor musunuz? Yerine)
Duyduğunuzu tekrar etme:
‘Demek Ayşe bebeğini aldı ,vermiyor’
‘Evet beni kızdırıyor...’ Diye devam eder.
ÖRNEK:’Matematik dersini hiç anlamıyorum..’
(Biraz daha dikkat edersen anlarsın’ veya ’Sınıfta bir arkadaşına sor anlatsın’ yerine)
Duyduğunuzu tekrar etme:
‘Matematik dersi sana zor geliyor’
‘Evet öğretmen de bana taktı’ diye devam eder.
Duyguları tekrar etmenin yararları nelerdir?
-Söylenenlerin aynen duyulduğunu, yanlış anlaşılmadığını kanıtlar.
-Soruna çözüm getirmez, ama çocuğun sorun üzerinde daha çok düşünmesini ve çözüm bulmasını sağlar.
-Asıl sorunun ne olduğunu ortaya çıkarır.(matematik dersi örneği )
-Konuşan kişi duyulduğunu hissederek daha çok konuşur.
2-Konuşan kişinin duygularını dile getirebiliriz. Burada Ayşe örneğini verecek olursak;
‘Ayşe çok kötü çocuk.bebeğimi aldı vermiyor
ELİF ne hissediyor?:KIZGINLIK,ÖFKE
CEVAP:’Bu seni kızdırıyor ‘olabilir
Çocukla iletişimde,duyguların dile getirilmesi onu rahatlatır ve anlaşıldığını hissetmesini sağlar. Böylece yoğun duygularını davranışa yöneltmez.
İLETİŞİMDE İFADE HATALARI

SEN DİLİ:anne- baba ve çocuk arasındaki anlaşmazlıklar,çocuğun yaptığı olumsuz davranışlar sonucu oluşur. Çocuğun olumsuz davranışları ya da sözleri anne-baba da hoşnutsuzluk,kızgınlık gibi duygular yaratabilir. Bu duygular karşısında tepkilerini genellikle aniden ve sözel olarak şöyle ifade ederler!’Ne laf anlamaz çocuksun’,’Sana bin kere tembih ettim’,’Neden dikkat etmiyorsun’,gibi. Buradaki ifade tarzı çocuğa yönelik SEN mesajı,sen kelimesi, sen-dilidir.

 

EĞİTİM YANLIŞLIKLARI
Her ana babanın istediği şüphesiz çocuğuna iyi bir gelecek sağlamaktır. Onun geleceğinin mutlu olması için katlanamayacağımız göze alamayacağımız zorluk yoktur. Bir anlamda çocuklarımız yaşamamızın amacını teşkil ederler. Ancak çocuğumuzun iyi yetişmesi ve iyi istikbale ulaşması için bu duygu ve düşünce, katlanılan fedakarlıklar yeterli değildir. Çocuğu iyi yetişmesini sağlamanın, onu mutlu yarınlara hazırlamanın, başarılı çalışkan ve iyi bir vatandaş olmasını temin etmenin ilk ve en esaslı şartı hiç şüphesiz ki iyi bir ana baba olmalıdır.
Nasıl ki her sanatkar şekil verdiği ham maddeyi bütün özellikleri ile tanımak zorunda ise çocuk eğitimiyle meşgul olan her görevli de aynı şekilde onların hammaddesi durumundaki çocuğu tanımak zorundadır. İyi anne baba ancak çocuğu tanımak, sevmek ve anlamakla mümkündür. Çocuğunu gerçekten sevmeli, onun karşısında sabırlı olmalı, onu anlayışla eğitmeli ona hayatını her anlamda düzen içinde yürütmesini öğretebilmeli, hayattaki çeşitli problemlere göğüs germesini öğretebilmeli ve de ona iyi bir örnek olabilmeli.
Yukarıda sayılan sebepler mevcut olmadığı ve çocukların ve her şeyleri sağlandığı halde çocuk hala tembel ve problemli ise bunun sebeplerini ana babalar kendi davranışlarında bunu aramalıdır.Beden ve zihin yapısı sağlam ve sıhhatli olan çocuklardaki başarısızlık sebebi ana babanın tutumundan ve aile fertleriyle olan ilişkilerinden ileri gelmektedir. Evinde rahat olmayan ana baba ve kardeşleriyle anlaşamayan iyi geçinemeyen çocuk okul hayatına da uyum sağlayamaz, derslerine gerektiği gibi çalışamaz. Arkadaşları ve öğretmenleri ile iyi ilişkiler kuramaz. Ana baba, öğretmen ve nihayet arkadaşları ile iyi ilişkiler kuramayan bir çocuğun okuldan soğuyacağı ve dolayısı ile derslerine çalışmayacağı doğaldır. Çocuğun sevgi ve şevkate olan ihtiyacı ve doyumu yaşamasına büyük rol oynayan diğer maddi ihtiyaçları kadar önemlidir. Ana ve babasının sevgi, şevkatine doyan bir çocuk kendisini güven içinde hissedecektir. Bu duygu çocuğun fikri enerjisini bir noktada toplamasını sağlayacaktır. Bu suretle okul hayatında başarılı olacaktır.
Ailede ana babanın önemle üzerinde duracağı ve dikkat edeceği diğer bir hususta çocuklar arasında ayrım yapmamak sevgi şevkat ve ilgilerini eşit olarak dağıtmaktır. Kardeşler arasından birinindiğerinden daha az sevildiğine şüphe duyulması onun ruhi ve fikri hayatında karışıklıklar meydana getirecek bu suretle okuldaki başarısı da olumsuz yönde etkilenecektir.
Ana baba tarafından kardeşler arasında mukayese yapılması ne kadar yanlışsa başarılı olan tanıdık diğer çocukları örnek göstererek kendi çocuğunun da öyle olmasını istemek o kadar hatalıdır.
Bu yanlışlık maalesef okullarda bazı öğretmenler tarafından da yapılagelmektedir. Başarısız olan bir çocuk, çalışkan ve başarılı olan diğer çocuklarla mukayese edilmektedir. Başarılı öğrencilere zeki çocuk demek yerine talihli çocuk demek daha isabetli olur.
Başarısız çocuk içinde geri zekalı yerine talihsiz demek daha doğrudur. Nitekim başarılı çocukların hepsi zeka bakımından üstün değildirler. Sadece zekalarından gerektiği gibi faydalanma imkanı bulabilmişlerdir.
Öğrenci başarısına olumsuz yönde etki eden diğer bir faktörde ailede tahsile gereken önemin verilmemesidir. Bazı aileler hayatta başarıyı fazla kazanç sağlama şeklinde kabul ederler. Okumuş tahsil yapmış bir devlet memuru olmuş bir kimsenin aldığı parayı az bulur, maddi yetersizliklerini tahsilin aleyhine dile getirirler. Ana babanın bu kanaatleri ve tutumu çocukların tahsil yapmaya karşı tavrını etkiler. Bu suretle çocuk ders çalışmayı, okulda başarı elde etmeyi gereksiz görür. Aile tahsil aleyhine tavır takınmaktan kaçınmalıdır. Aksine olarak tahsil görmüş insanın sosyal hayattaki seçkin yerini göstermeli ve teşkil etmelidir.
Yine başka bir sebepte çocuğun yanında öğretmeni hakkında kötüleyici öğretmen aleyhinde sözler sarf edilmemelidir. Çünkü çocuğun gözünde öğretmen örnek kişi her şeyi bilir gözüyle görmektedir. Ana baba öğretmeni kötüleyici bir tutum içine girerek çocuktaki bu duygu ve düşünceyi yıkıcı tutum yine çocuğu başarısızlığa itecektir.

 

DİKKAT EKSİKLİĞİ OLAN ÖĞRENCİLERİN ÖĞRETMENLERİNE 50 YARDIMCI KURAL
1. Her şeyden önce, öğrencinizin yaşadığı sorunun, Dikkat Eksikliği olduğundan emin olmalısınız. Teşhis koymak doğal olarak öğretmenlerin işi değildir ancak bu konuda anne babayı yönlendirebilirsiniz. Çocuğa iyi ve doğru bir teşhis konulduğundan emin olana kadar da soru sormaya devam etmelisiniz. Bütün bu aşamalar sizin sorumluluğunuz değildir: ancak anne babaya destek olabilirsiniz.
2. Size yardımcı olabilecek kaynakları harekete geçirin. Eğer sınıfınızda 1 den fazla Dikkat Eksikliği olan çocuk varsa çok yorulursunuz. Okulun ve anne babaların desteğini isteyin. Bir sorun ortaya çıktığında danışabileceğiniz, bu konuda bilgili bir profesyonelle - psikiatrist, psikolojik danışman, okul psikoloğu, çocuk doktoru - işbirliği yapmalısınız. Bu konuda size yardımcı olacak kişinin ünvanı değil, bu konuda ne kadar bilgisi olduğu, Dikkat Eksikliği olan kaç çocukla ilgilendiği ve sade, öz konuşabilmesi önemlidir. Anne baba ile sürekli iletişim kurarak onların da aynı hedefler için çalışmasını sağlamalısınız.
3. Kaldırabileceğiniz yükün sınırlarını bilin. Yardım istemekten çekinmeyin. Bir öğretmen olarak bu konuda uzman olmanız beklenemez.
4. Çocuğun kendisine, ona nasıl yardımcı olabileceğinizi sorun. Dikkat Eksikliği olan çocukların sezgileri genellikle çok gelişmiştir. Eğer nasıl daha iyi öğrenebilecekleri kendilerine sorulursa bunu anlatmaktan çekinmezler; ama bu bilgiyi gönüllü olarak anlatmaktan çekinirler çünkü anlatacakları yöntem genellikle sıra dışıdır. Bu yüzden öğrencinizle baş başa oturun ve nasıl daha iyi öğrenebileceği konusunda onun fikirlerini öğrenin. Bir çocuğun en iyi ve kolay nasıl öğrenebileceği konusundaki en büyük "uzman" yine kendisidir ama ne yazık ki çoğu zaman fikirleri ya duymazdan gelinir ya da hiç sorulmaz.
5. Öğrenmenin duygusal yönünü göz ardı etmeyin. Bu çocuklar sınıftaki faaliyetlerin eğlendirici yönünü bulmak, başarısızlık ya da beceriksizlik yerine başarılı olmanın tadına varmak, korku ya da sıkıntı yerine heyecan yaşamak ihtiyacındadırlar. Sınıftayken çocuğun yaşamakta olduğu duyguları gözlem altında tutmak gereklidir.
6. Dikkat Eksikliği olan öğrenciler düzenli ortamlara ihtiyaç duyarlar. Kendi başlarına iç dünyalarını düzenleyemedikleri için dış dünyalarının başkaları tarafından düzenlenmiş olmasını gereksinirler. Listeler yapın. Ne yapacaklarını unutan ya da bilemeyen çocuklar bu listeleri çok faydalı bulacaklardır. Onların hatırlatılmaya; prova yapmaya; tekrar yapmaya; yönlendirilmeye; sınırlar konulmasına ve düzene, ihtiyaçları vardır.
7. Kuralları yazın ve her dakika göz önünde olacağı bir yere asın. Çocuklar kendilerinden ne beklendiğinden emin olduklarında, çevrelerindeki kişilere daha fazla güven duyacaklardır.
8. İşlerin nasıl yapılması gerektiğini tekrarlayın, yazın, söyleyin, tekrar tekrarlayın. Dikkat Eksikliği olan kişiler direktifleri bir kereden fazla duymak ihtiyacındadırlar.
9. Sürekli göz göze gelmeye çalışın. Dikkat Eksikliği olan bir öğrenci ile göz göze gelerek, onu "daldığı alemden" geri getirebilirsiniz. Sık sık tekrarlayın.
10. Dikkat Eksikliği olan öğrencinizi size en yakın noktaya oturtun. Böylece dalıp gitmeye meyilli öğrencinizin dikkatini her an üzerinizde tutabilirsiniz.
11. Sınırlar koymaktan çekinmeyin. Sınırlar çocuklara ceza vermek için değil onları rahatlattığı ve çevrelerine güven duymalarını sağladığı için konur. Sınır koymayı sık sık, sizden beklediği gibi, vaktinde ve yalın bir biçimde yapmaya çalışmalısınız.
12. Önceden belirlenmiş bir programa dakik bir biçimde sadık kalmasını sağlayın. Bu programı tahtaya ya da öğrencinin sırasına yapıştırabilir ve sık sık bakması için uyarabilirsiniz. Eğer programda bir değişiklik yapmak durumunda kalırsanız ki öğretmenler bundan pek hoşlanırlar; öğrencinizi uyarın ve hazırlayın. Dikkat Eksikliği olan çocuklar için haber verilmemiş bir değişime uymak çok zordur. Değişiklikleri uzun zaman önceden haber vermeyi ihmal etmemelisiniz.
13. Okul sonrasında yapması gerekenleri yazması için yardımcı olun. Böylece Dikkat Eksikliği olan çocukların en büyük özelliklerinden birinin önünü alabilirsiniz: ERTELEME.
14. Mümkünse, belli bir zaman içinde bitirilmesi gereken sınavlar yapmayın. Sınavlara zaman koymanın eğitsel bir değeri zaten yoktur ve belirli bir zaman içinde bitirilmesi gereken sınavlar Dikkat Eksikliği olan çocuklara bildiklerini gösterme fırsatı vermez.
15. Dikkat Eksikliği olan öğrencinizin arada bir sınıftan çıkmasını sağlayarak - sınıf dışında bir iş yaratarak- bir emniyet sübabı oluşturun: Eğer, bunu sınıfın kuralları içine oturtabilirseniz o zaman çocuğa sınıfta kalıp "kendini kaybetmek" yerine; bir şans vermiş olursunuz ve aynı zamanda da kendini izleme ve kontrol etmeyi öğretirsiniz.
16. Ödevleri kontrol ederken, miktardan çok ödevin kalitesine bakın. Dikkat Eksikliği olan çocuklar genellikle omuzlarına fazla yük alamazlar. Öğrenmeye devam ettikleri sürece buna izin verilmelidir. Diğer çocuklar kadar çok bilgi öğrenebilirler ama kimi zaman onların yapabileceği kadar ödev yapamazlar.
17. Çocuğun neler öğrendiğini sık sık kontrol edin. Dikkat Eksikliği olan çocuklar için bu tür kontroller çok yararlıdır; çalışmaya devam eder, kendilerinden neler beklendiğini bilir, hedeflerine ulaşıp ulaşmadıklarını gözlemleyebilir ve cesaretlenirler.
18. Büyük projeleri, küçük ve bitirilmesi kolay parçalara bölün. Bu kural, Dikkat Eksikliği olan çocukların öğrenimlerindeki en hayati kuraldır. Büyük projeler Dikkat Eksikliği olan öğrencileri hemen yıldırır ve "Ben- bunu- bitirmeyi -asla- başaramam" demelerine neden olur. Oysa büyük bir işi kolayca başarılabilir küçük parçalara bölmek, onları ürkütmeyecektir. Bu çocuklar genellikle sandıklarından daha fazlasını başarabilirler. Öğretmen böylece çocuğa kendini kendine ispatlayabilmesi için yardımcı olur. Özellikle küçük çocuklarda bu yöntem, başarısızlık korkusuna kapılan çocukların yaşadıkları öfke nöbetlerinin de önüne geçer. Daha büyük çocuklarda ise genellikle yerleşmiş olan, yenilgiyi baştan kabullenmek olgusunun önüne geçer.
19. Sınıfta şakacı, alışılmışın dışında, neşeli biri olmaya çalışmalısınız. Dikkat Eksikliği olan çocuklar, eğlenceye bayılırlar ve hemen katılırlar. Bu da dikkatlerini toplamalarına neden olur- hem çocuğun hem de sizin. "Tedavileri" sırasındaki hayatları baştan sona düzen, program, listeler ve kurallar gibi sıkıcı şeylerle doludur. Oysa siz Dikkat Eksikliği olan öğrencilerinize; bunları uygulamak için sizin sıkıcı bir öğretmen ya da onların sıkıcı öğrenciler olmasının şart olmadığını göstermelisiniz. Arada bir biraz neşe ölçüsünü kaçırabilirseniz bunun çok yardımı olduğunu göreceksiniz.
20. Bu arada çocukları fazla heyecanlandırmaktan da kaçınmalısınız. Unutmamalısınız ki Dikkat Eksikliği olan çocuklar kaynamakta olan süt tenceresine benzerler, kaşla göz arasında taşarlar. Ateşi hemen söndürebilmek için sütten gözünüzü ayırmamak gerekir.
21. Çocuğun başarılarını yakalamak ve övmek için hep tetikte olun. Dikkat Eksikliği olan çocuklar, o kadar fazla başarısızlık yaşarlar ki, verebileceğiniz her türlü olumlu tepkiye ihtiyaçları vardır. Göz ardı edilmemesi gereken diğer bir nokta da; bu öğrencilerin övgüye çok olumlu tepki verdikleridir. Cesarete, çok ama çok ihtiyaçları vardır. Sanki övgüyle büyür ve gelişirler. Övgü almadıkları durumda siner ve içlerine kapanırlar. Dikkat Eksikliğinin en fazla zarar verdiği alan, çocuğun kendine olan güvenidir. Onun için bu çocukları övgü ve cesaretle beslemeyi unutmayın.
22. Dikkat Eksikliği olan çocukların en büyük sorunu hatırlayamamaktır. Hatırlamalarına yardımcı olabilmek için onlara küçük hileler öğretin. Öğrenme zorluğu yaşayan çocuklar alanındaki çalışmaları ile en önemli uzmanlardan biri olan Dr.Mel Levine, Dikkat Eksikliği olan çocukların "canlı hafıza" ya da başka bir deyişle: hafıza sofrasındaki mevcut yer konusunda sorunlar yaşadığını belirtmektedir. Aklınıza gelebilecek her türlü hile - ipuçları, kafiyeler, kodlar ve benzerleri- hafızanın geliştirilmesine yardımcı olacaktır.
23. Öğretirken konu başlıklarını kullanın, ana fikir çıkarmayı öğretin. Bu konular Dikkat Eksikliği olan çocuklar tarafında kolay öğrenilmezler ancak bir kez öğrendiler mi öğrendiklerini şekillendirebilirler. Bu yöntem, çocuğa öğrenmeyi başardığı bilgilerin gerekli olduğu duygusunu da aşılayacaktır. Çünkü genellikle öğrendiklerinin gereksiz, hiç kullanmayacakları bilgiler olduğu yönünde inançları vardır.
24. Neler söyleyeceğinizi söylemeden önce anons edin, sonra söylemek istediğinizi söyleyin. Dikkat Eksikliği olan çocukların çoğu daha ziyade duyduklarını değil gördüklerini daha çabuk öğrendikleri için; eğer söylemekte olduğunuzu tahtaya da yazarsanız çok yardımcı olursunuz. Bu tür bir eğitim, bilgileri hiç silinmeyecek şekilde çocukların akıllarına kaydedecektir.
25. Talimatlarınızı basitleştirin. Seçilecek şıkları basitleştirin. Zamanlamayı basitleştirin. Basit cümleleri kavramak daha kolaydır. Ama renkli cümleler kullanın, renkli bir dil dikkat toplamaya yardımcı olur.
26. Çocukların kendilerini değerlendirebilmeleri için onlara yardımcı olun. Dikkat Eksikliği olan çocuklar kendilerini değerlendiremezler. Çoğu zaman nasıl davrandıklarının ya da bulundukları noktaya nasıl geldiklerinin farkında değildirler. Onlara bu bilgiyi yapıcı bir tavırla aktarın. Şöyle sorular sorabilirsiniz; "Şimdi ne yaptığının farkında mısın?","Bunu başka bir şekilde söyleyebileceğini biliyor musun?" ya da "Sen öyle dediğinde, arkadaşının neden üzüldüğünü biliyor musun?" Kendi kendini tanımasına yardımcı olacak sorular sormayı denemelisiniz.
27. Ondan beklediklerinize açıklık kazandırın
28. Davranışların yönlendirilmesini sağlamak için daha büyük çocuklarda puanlama sistemi ve daha küçük çocuklarda ödüllendirme sistemi geliştirin. Dikkat Eksikliği olan çocuklar için ödül almak ya da saptanan hedeflere ulaşmak çok önemlidir.
29. Eğer çocuk sosyal işaretlerden - vücut dili, ses tonu, zamanlama ve benzerleri- anlamıyorsa; o zaman tedbirli bir şekilde bunları anlamayı ona öğretmelisiniz. Örneğin; "Sen kendi hikayeni anlatmadan önce arkadaşınınkini bir dinle bakalım" ya da "Karşındaki ile konuşurken onun gözlerine bakmaya çalışmalısın". Dikkat Eksikliği olan çocukların çoğunluğu bencil ya da farklı olarak damgalanırlar ama onlarda eksik olan başkaları ile düzeyli iletişim kurma becerisidir. Bu beceri çocuklarda doğuştan olmaz ama öğretilebilir ya da yönlendirilebilir.
30. Sınav tamamlamayı öğretin.
31. İşleri oyun şekline getirin.
32. Çocukları çifter ya da üçer gruplar halinde ayırın. Birlikte çalışabilecek grup şeklini bulana kadar denemekten vazgeçmeyin.
33. Grubuna bağlı kalmasına dikkat edin. Dikkat Eksikliği olan çocuklar bir gruba ait olmak ve işlev sahibi olmak ihtiyacı duyarlar. Yapacak bir işleri olduğu sürece, yaptıkları işe odaklanırlar ve hayale dalmazlar.
34. Olanak buldukça çocuğa sorumluluğunu verin. Sırt çantasını nereye koyması gerektiğini hatırlayabilmesi için kendi kendine bir yöntem bulmasını sağlayın. Nelere ihtiyacı olduğunu ona dikte etmek yerine sizden yardım istemesini bekleyin.
35. Evden-okula-eve bir ödev defteri tutturun. Bu yöntem ev ile okul arasında sürekli bir iletişim sağlanması için en geçerli yöntemdir.
36. Günlük karne sistemi geliştirin. Çocuk küçükse karne eve gitmeli daha büyükse direkt olarak çocuğa okunmalıdır. Günlük karne disiplin amaçlı değil ama cesaret verici olmalıdır.
37. Alarmı olan saatler, çocuğun kendini zamanlaması için çok yardımcıdır. Örneğin; ilacını almayı hatırlayamayan bir çocuk eğer alarmlı bir kol saati takarsa ya da çalışma saatinde masasına bir saat konursa, zamanın nereye gittiğini görmesi çok yararlı olacaktır.
38. Dikkat Eksikliği olan çocuklar, neler olacağını önceden bilmek ve kendilerini hazırlamak ihtiyacındadırlar. Eğer aniden ne yapmalarını gerektiğini bilmedikleri bir zaman dilimi ile karşı karşıya kalırlarsa süt tenceresi kaynayıp taşacaktır.
39. Övün, sırt sıvazlayın, onaylayın, cesaret verin, umutlandırın.
40. Daha büyük çocuklara, öğrendiklerini daha sonra hatırlayabilmek için küçük notlar yazmalarını önerin. Notlara yalnızca kendilerine söylenenleri değil kendi düşüncelerini de eklemeleri yararlı olur. Bu yöntem söylenenleri daha dikkatli dinlemelerine neden olacaktır.
41. Dikkat Eksikliği olan çocukların çoğu el yazısıyla yazı yazmakta zorlanırlar. Bu yeteneklerini geliştirebilmeleri için alternatifler yaratın. Örneğin daktilo yazmayı öğrenmesini önerin ya da yazılı sınav yerine sözlü sınav yapın.
42. Bir senfoniyi yöneten bir orkestra şefi gibi davranın. Orkestranın senfoni başlamadan önce dikkatini toplamasını sağlayın.(Bunun için sessizlik ya da el çırpma yöntemini kullanabilirsiniz) Sınıfın değişik bölümlerine elinizle sinyaller vererek notaları zamanında çalmalarını sağlayın.
43. Olanak buldukça, birlikte çalışabilmeleri için onları her ders için bir çalışma arkadaşı seçmeye ve telefon numarasını yazmaya teşvik edin.
44. Çocuğun arkadaşları tarafından damgalanmasını önlemek için, sınıf arkadaşlarına durumu açıklayın ve normal davranmalarını sağlayın.
45. Anne babayla sık sık görüşün. Onlarla yalnızca sorun ortaya çıktığında görüşmekten kaçının.
46. Evde yüksek sesle kitap okumasını önerin. Sınıfta, olanak buldukça yüksek sesle okuyun. Çocuğun tek bir konu üzerinde odaklanma alışkanlığı kazanmasına yardımcı olun.
47. Tekrarlayın, tekrarlayın, tekrarlayın.
48. Hem çocuk hem yetişkin Dikkat Eksikliği tedavisinde en etkili yöntem; bol miktarda spor yapmaktır. Sportif faaliyetler, enerjinin fazlasını kullanmayı, dikkati tek bir noktaya yoğunlaştırmayı ve hormonların ve beyin hücrelerinin uyarılmasını sağlar. Basketbol, voleybol ya da futbol gibi takım sporlarını ya da yüzme, ip atlama ve koşma gibi kişisel spor faaliyetlerini teşvik edin.
49. Büyük çocuklarla, sınıfa girmeden önce, öğretilecek konuları tartışmak; stres faktörünü azaltacaktır.
50. Her an kıvılcımları yakalamaya hazır olun. Dikkat Eksikliği olan çocuklar göründüklerinden daha yetenekli ve beceriklidirler. Yaratıcı güçleri, espri yetenekleri, neşeleri ve kavrama kapasiteleri sınırsızdır. Gayet esnektirler. Yardımsever ve şefkatlidirler. İçinde bulundukları ortama, kendilerinde varolan "o özel kıvılcım" sayesinde hayat katarlar. Unutmayın, her gürültünün içinde bir melodi ve yazılması gereken bir senfoni vardır.

ETKİLİ ÖĞRENME VE DERS ÇALIŞMA
           
            Sevgili Öğrencilerimiz;
Okullarımızda her türlü her türlü olanakları elverişli olduğu halde başarısız olan öğrencilerimiz olabilmektedir. Bu başarısızlıklarda verimli ders çalışma yöntemlerinin bilinmemesinin büyük yer tuttuğu bir gerçektir. İşte bu amaçla hazırlanan bu çalışma yöntemlerini öğrenip uygulamakla derslerinizde daha başarılı olacağınıza inanıyoruz.
Bu anlayışla derslerinizde başarılar dileriz.
REHBERLİK SERVİSİ
1-PROGRAM YAPMA
Zamanı, amaçları gerçekleştirmek için kullanmak program yapmaya bağlıdır. Program kafada yapılmakla kalmayıp kağıda dökülmelidir. Program yapmadan önce o gün veya o hafta yapmak istediğiniz faaliyetleri derslerle ilgili veya ders dışı bir kağıt üzerine sıralayın ve her faaliyet için bir önem derecesi belirleyin. Programınızı yaparken bu listeden yararlanın. Kararsız kaldığınız durumlarda hangi faaliyetin yaşam amacınıza hizmet ettiğini düşünün ve kararınızı bu ölçüte göre verin. Birbirine yakın dersleri programda arka arkaya almayın. Örneğin Matematiğin ardından Fen Bilgisi yerine  Türkçe veya Tarih alınabilir. 45-50 dakikalık çalışmanın ardından 10 dakikalık dinlenme verilmelidir.

2-DERS ÇALIŞMAYA HAZIRLANMA
Çalışılacak ortam gürültüsüz, iyi aydınlatılmış ve uygun bir ısıda olmalıdır. Çalışma odanızın havasız kalmamasına özen gösteriniz. Odada dikkatini dağıtacak afiş, resim ve buna benzer şeyler asılı olmamalıdır. Çalışmaya başlamadan önce su, beslenme, giyim, telefon etme ve buna benzer gereksinimleri gidermek çalışmayı bunlar için bölmemek gerekir. Çalışma mutlaka masada yapılmalıdır. Yatağa uzanarak çalışılmamalıdır, bu durumda hem not alınmaz hem de uykuya dalınabilir. Ders çalışırken müzik dinlemek dikkati dağıtır. Çalışmaya başlamadan önce gerekli araç-gereçler (sözlük, atlas, cetvel, kalem) hazır olmalıdır. Yemekten hemen sonra ders çalışılmamalıdır. Sağlınıza dikkat ediniz sürekli baş, sırt, göz ve buna benzer ağrılar çekiyorsanız doktora başvurunuz.

            3-ÖĞRENME İÇİN OKUMA
Okuma hızı ne çok yavaş nede çok hızlı olmalıdır. Çok yavaş olursa cümle bitene kadar baş tarafın anlamı unutulabilir. Çok hızlı olursa bir çok bir çok önemli nokta ve ayrıntıyı kavrama fırsatı olmayabilir.

DERS KİTABI OKUMA TEKNİĞİ (TSOAT METODU)

TSOAT Metodu başta zor görünen ancak teknik kavrandıktan sonra öğrenciye sağladığı ve yararı anlaşılan bir metottur.

TARAMA: Kitapta okunacak bölümler yavaş yavaş çevrilip ana ve alt başlıklar koyu renkle yazılan kelimeler hızla okunarak bölüm kuşbakışı gözden geçirilir. Böylece konuya aşinalık sağlanmış olur.

SORULAŞTIRMA: Tarama sırasında ve okumaya başlarken ana ve alt başlıklar üzerinde sorulaştırma yapılır. Bu başlık ne demek istiyor? Nelerden bahsediyor ? gibi bazı sorulara cevap arayarak okunan metin daha iyi öğrenilir konu canlı ve kalıcı olur.
OKUMA: Yukarıdaki ön hazırlıklardan sonra bölümün ilk başlık altı okunmaya başlanır. Okunurken önemli fikir ve terimler kısaca not edilir. Anlamı bilinmeyen sözcük varsa sözlük kullanılır. Uygun bir okuma hızıyla bölüm tamamlanır.

ANLATMA: Başlık altının okunması bitince durup bir kısım anlatılır. Başlık altındaki fikir, terim ve isimler bilgi dağarcığına yerleştirilmiş olur. Tam öğrenilmemiş bilgiler varsa  metne tekrar göz atılabilir. Anlaşılmamış yerler tekrar okunur. Bütün alt başlıklar bu şekilde okunur.

TEKRAR: Tüm alt başlıklar okununca kitap kapatılabilir. Öğrenilmek istenen bilgi ana fikirler ve kavramlar tekrarlanır. Hazırlanmayan tereddüte düşülen yerler için kitaba ve notlara yeniden bakılır. Bu teknik alıştırmalarla çalışma alışkanlık haline getirilirse  çalışma veriminin yükseldiği görülecektir.

4-DERS DİNLEME VE NOT TUTMA

DERS DİNLEME: Öğrenci yeni bir öğrenme durumunda olduğu için sınıfta daima uyanık bir dinleyici olmak durumundadır. Öğretmenin sadece anlattıklarını değil jest ve mimiklerine dikkat ederek konuyu bütün halinde kavramalıdır. Öğretmenin vurguladığı üzerinde durduğu fikir ve kavramlara dikkat etmelidir. Büyük olasılıkla sınavda sorulacak sorular bu vurgulananlarla ilgili olacaktır. İyi dinleyici olmak hep suskun olmak demek değildir. Ders takip edilirken anlaşılmayan yada boşluk görülen noktalar öğretmene sorulmalı uygun görülen noktalarda tartışmaya katılınmalıdır. Diğer öğrencilerin sorduğu sorularda aynı canlılıkla takip edilmelidir. Ayrıca ders dinlerken ve çalışırken hayal kurmayınız.

NOT TUTMA:Not tutma aktif katılımı sağlar ve unutmayı önler. Not tutmak için kağıt kullanmayınız. Çünkü kağıt kaybolur. Not tutmak için özel bir defteriniz olsun. Kendinize uygun bir kısaltma dili geliştirin, yazınız anlaşılır olsun, sıkışık yazmayın. Önemli bilgilerin altını çizin. Her yeni fikri ayrı bir satıra yazın. Öğretmenin bu önemlidir dediği, üzerinde durduğu bilgileri mutlaka yazın ve işaretleyin. Büyük olasılıkla bunlar sınavda sorulacaktır. Notlarınızı aynı gün temize çekin.

5-SINAVA HAZIRLANMA
Öğrenci yukarda anlatılanlara uygun olarak sistemli bir çalışma temposu tutarsa doğal olarak sınavlara hazırlanmış olacaktır. Etkili çalışan öğrenci için sınavlara  hazırlanmak; zaten öğrenilmiş olan konuları tekrarlamak, bilgileri tazelemek olacaktır. Pek çok öğrencinin yaptığı gibi sınava bir gece önce çalışmaya başlamak faydasız bir çabadır. Böyle bir yöntemle bir çok önemli nokta öğrenilmeden kalacak, yarım yamalak bilgilerle sınava girilecektir. Sınava hazırlanmak için uzun süre uykusuz kalmak başarıyı düşürür.

BAŞARI DİLEKLERİMİZLE   REHBERLİK SERVİSİ

TÜRKÇE HANGİ DERSE NASIL HAZIRLANMALIYIZ

TÜRKÇE

            Türkçe, bütün derslerin temelidir. Türkçe; düşünme, yorumlama ve ifade etme dersidir. Dilini iyi kullanamayan öğrenci, her alanda zorluk çeker. Bunun bilinciyle yola çıkarak Türkçemizi en iyi şekilde kullanabilir hale gelmek için çalışmalıyız. Sadece Türkçe ders kitabındaki parçalarla ve konularla yetinmek dilimizi geliştirmemize yetmez. Bunun için bol bol hikaye, roman, masal, fıkra, şiir, makale, şöyleşi, deneme ... gibi edebiyat ürünleri gazete ve dergiler okunmalıdır.
Okuyacağınız her eser beyninizde yeni ufuklar açacak, anlama ve anlatma gücünüz gelişecek, derslerdeki başarınız da artacaktır. Artık okuduklarınızı daha iyi anlayacak, duygu ve düşüncelerinizi daha iyi anlatabileceksiniz.
Öğrenmenin en önemli basamağı merak etmektir. Ders çalışmayı zorunluluk hissettiğiniz için değil, merak ettiklerinizi öğrenmek için yapın.
Yazılı anlatımınızı geliştirmek için duygularınızı, düşüncelerinizi, yaşadıklarınızı paylaşacağınız bir “günlük” (günce) tutun.
Derste daha aktif ve başarılı olabilmek için;
            -İşleyeceğiniz parçayı evde anlayıncaya kadar sesli ve sessiz olarak vurgulu bir şekilde bir şekilde okumalısınız.
-Okuduğunuz metnin konusunu ve ana düşüncesini belirlemelisiniz.
-Anlamını bilmediğiniz sözcükleri sözlükten araştırıp, parçadaki anlamını bulup, cümle içinde kullanmalısınız.
-Metinle ilgili soruları düzgün cümlelerle, yazım yanlışı, imla hatası yapmadan yazarak cevaplamalısınız.
-Parçanın türüyle ilgili bilgi edinmeli, özelliklerini incelemeli, gerekli kaynaklara başvurarak bilgilerinizi arttırmalısınız.
-Dilbilgisi konularında derste öğretmeni iyi dinlemeli, yapılan açıklamalara  dikkat ederek püf noktaları (önemli noktalar) not alınmalıdır.
-Bilgileri taze tutmak ve sınavlara hazır olmak için bolca test çözmeli.
-Merak etmeli, araştırmalı ve çok çok okumalısınız.

SOSYAL BİLGİLER

            İlköğretim okullarında sosyal grubu dersler :Sosyal Bilgiler, Vatandaşlık ve İnsan Hakları Eğitimi, İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersleridir.
Öğrencilerin bu derslerde başarılı olabilmeleri ancak bir takım şartları yerine getirmelerine bağlıdır. Gerçi öğrenci başarısında kalıtım ve çevrenin büyük etkisi görülmektedir. Bütün bunlarla birlikte sosyal grubu derslerde başarının sırlarını maddelemeye çalışalım.
1-Öğrencinin Ders Öncesi Hazırlığı;
Sosyal derslerde öğrenci başta kendi ders kitabı olmak üzere konuyla ilgili diğer kaynakları karıştırarak hazırlanmalıdır. Sınıfta ders işlenmeden önce öğrenci evde veya kütüphanede mutlaka yarın işlenecek konu için hazırlık yapmalıdır. Bu hazırlık  konuyu birkaç kez okuyup anlama veya konunun özetini çıkarma şeklinde olabilir. Ayrıca konuyla ilgili sorularda hazırlanmalıdır. Bu hazırlıklar yapılırken konunun özelliğine göre tarih ve coğrafya atlaslarından faydalanılmalıdır. Ders öncesi hazırlık başarının temelidir ve çok önemlidir. Nasıl bir sporcu müsabakadan önce çeşitli ısınma ve egzersizler yaparak kendini hazırlıyorsa öğrencide ders öncesi hazırlığını yapmalıdır.

            2-Dersin İşlenişi Esnasında Dikkat Edilecek Hususlar 
            Dersin işleniş yöntemleri farklı olabilir. Takrir, grup çalışması, soru-cevap, tartışma vb. Sosyal grubu dersler genellikle öğrenci merkezli işlenir. Öğrenci aktiftir. Hangi metot uygulanırsa uygulansın öğrenmenin gerçekleşebilmesi için öğrencilerin dikkatlerini konu üzerinde yoğunlaştırmaları gerekir. Öğrenci kendini derse vermelidir, sıkılmadan, başka bir işle meşgul olmadan  dersi dinlemelidir. İlgili sorularla derse iştirak etmelidir. Konunun niteliğine göre ölçülü bir şekilde tartışmalara katılabilmelidir. Ders esnasında gerekli araç gereci (atlas) yanında bulundurmalıdır. Maalesef ders öncesi hazırlığı olmayan öğrencilerin yukarıda saydığımız etkinliklere katılımı zorlaşmaktadır. Hazırlıksız öğrenci dersin işlenişi esnasında ilgisiz, isteksiz, dikkatsiz olmaktadır.
3-İşlenen Konuların Sonradan Tekrarı
            Yeni bilgiler öğrenildikçe eskiler unutulmaya başlanır. Öğrenci öğrendiği bilgileri sadece sınavlar için değil bütün bir hayat için geçerli görmelidir. Dolayısıyla öğrenilen bilgiler evde tekrar edilmelidir. Bu tekrar okuyarak olabileceği gibi ilgili konularda test çözerek de olabilir. Öğrenilen bilgilerin tekrar edilmemesi durumunda konular birikecek iş zorlaşacaktır. İşlenen konular haftada en az bir kez tekrar edilmelidir. Böylece öğrenci sınav öncesi zorlanmayacak ve kolaylıkla başarılı olacaktır.
4-Ders Dışı Faaliyetler
            Öğrenci sosyal alandaki bilgilerini daha da geliştirebilmek için özellikle basın ve yayın organlarından da yararlanabilmeyi bilmelidir. Ülkemizde ve dünyada yaşanan siyasi, sosyal ve ekonomik gelişmeler takip edilmelidir. Tarih alanındaki yeni bir bulgu ve coğrafyadaki değişiklikler izlenmelidir. TV’ deki yararlı programlar ve belgeseller izlenmelidir.    

FEN BİLGİSİ

            Fen Bilgisi dersi, derste (okulda) öğrenilir. Sizler de dersi çok iyi takip ederek ayrıntıları yakalamaya çalışın. Kaçırdığınız veya anlayamadığınız noktaları ise derste öğretmeninize hemen sorun ve sonuçları not alın.

                Derste mutlaka kendi notlarınızı kendiniz tutun ve öğretmenin önemle vurguladığı noktalara daha sonraki tekrarlarınızda anlayabileceğiniz işaretler koyun.
Fen bilgisi konularının zihnimizde kalıcı olmasını sağlamak için konuları dinlediğiniz akşam mutlaka en az bir 10 dakika tekrarını yapın.
Formülleri ezberlemektense,formülü sık sık kullanarak , o bölümle ilgili örnek sorular çözerek hafızada kalıcılığı sağlanmalıdır.

Fen Bilgisi Dersinin Hedef Davranışları

            -Bilgi
-Kavrama
-Problem çözme
-Bilimsel yöntem (Gözlem ve deney düzenleme, sonuçlarını açıklama)
Bu hedeflerin öğretim yolu ile kazandırılması için öğrenci;
            1-Derse hazırlıklı gelmeli  ( Öğretmenin verdiği hazırlık çalışmalarını mutlaka yapmalı )
2-Teorik konuları paragraf paragraf çalışmalı.
3-Konu ile ilgili sorular çıkarıp, yanıtlamalı.
4-Çeşitli etkinlikler yapıp sınıftaki arkadaşlarına sunabilmeli.
5-Ders kitabındaki etkinlikleri yapıp yorumlamalı.
6-İşlenen konuları mutlaka tekrarlamalı.
7-İşlenen konuların özetlerini etkinlik dosyalarına çıkarmalı.

MATEMATİK

Matematik dersini öğrenmek bisiklete binmeyi öğrenmek gibidir. Yaparak ve yaşayarak  öğrenilir. Her gün konu tekrarı ve ünite tekrarı mutlaka yapınız. Bu nedenle bol bol işlem yapın, eksiklerinizi tespit edin ve giderme yollarını araştırın. Şunu unutmayın ki başarısız olduğunuzda bile kendinizi motive etmeli ve “Her başarısızlık başarının ilk adımıdır” sözünü kendinize rehber edinmelisiniz.
-Öğretmenlerinizi dinlerken düzenli notlar tutunuz. Dersten eve gittiğinizde defterinizdeki notları temize çekin veya tekrar yazarak çalışın
-Konuyu anlamadan sorulara geçmeyin, konuyu anladığınıza inandığınızda önce çözümlü sorulardan, sonra da test sorularından çözün.
-Soru çözerken problemlerde verilenleri ve istenenleri düzenli olarak bir kenara yazın. Soru çözerken sizi sonuca götürecek ipuçlarını belirleyin. Verilenleri işlem sırasına göre uygulayın. Sonucu bulun ve sağlamasını yapın.
-Öğrenmenin ilk adımı bilmediğini fark etmesidir. Öyleyse öncelikli olarak matematik dersi bakımından kendinizin hangi durumda olduğunuzu belirlemelisiniz. Bunun için size bazı ölçütler verebiliriz.
1-İşlem kabiliyetim az ve konuları anlayamıyorum
diyenlere ilk tavsiyemiz temel konuları çalışmalarıdır. Rasyonel sayılar, sayılar ve işlemler, üslü ve köklü ifadeler, çarpanlara ayırma ve özdeşlikler konuları öncelikle öğrenmelidir.
2-İşlem kabiliyetim iyi; fakat konulara yabancıyım
diyen öğrencilerimize ilk tavsiyemiz bilgi eksiği olan konuların tam olarak öğrenilmesidir. İşlem kabiliyetinizin iyi olması, matematik konularını öğrenebileceğinizi gösterir.
            3-Konuları anlıyorum; fakat işlem kabiliyetim az
şeklinde durumunu tarif eden öğrencilerimize ilk tavsiyemiz bol bol soru çözmeleridir.
4-“İşlem kabiliyetim iyi, hem de konuları biliyorum; fakat çok yanlış yapıyorum.”
biçiminde yakınan öğrencilerimize ilk tavsiyemiz soruları dikkatle çözmeleridir. İşlem kabiliyetiniz iyi ve konuları biliyorsanız matematikle ilgili sorununuz çözülmüş demektir. Yanlış yapmamanın veya az yanlış yapmanın en güzel yolu bol bol soru çözmektir. Yalnız bu yapılırken daha sonra bu çözülen sorular değerlendirilmeli, nerelerde hatalar yapıldığı belirlenmeli, çalışarak giderilebilecekse bu hatalar giderilmeli; çalışarak giderilemeyecek cinstense bir bilenden yardım alınmalı, sonra da bu hatalara bir daha düşülmemeye çalışılmalıdır.
İNGİLİZCE

Derse Hazırlık:
            1-Öncelikle her ünite başında bulunan okuma parçası okunur.
2-Okuma esnasında bilinmeyen kelimeler belirlenir. Anlamları sözlükten bulunur. Bu kelimeler cümle içinde kullanılır.
3-Kelimeler öğrenildikten sonra parça tekrar okunur ve ne anlatmak istediği kavranmaya çalışılır.
4-Her okuma parçası yeni bir yapı içerdiğinden parça ilk okumada anlaşılmayabilir. Ancak hem parçanın yanındaki resimler hem de öğrenilen kelimeler sayesinde parça ile ilgili ön bilgi edinilmiş olur.

Ders Esnasında:
            1-Öğretmen parçayı okurken okurken dikkatli dinlenmeli ve kelimelerin telaffuzları iyi öğrenilmelidir.
2-Yeni konu ile ilgili tanımlar, açıklamalar ve tablolara  dikkat edilmelidir.

Ders Sonrası Konu Tekrarı:
            1-Parça tekrar okunur, kelimeler tekrar edilir.
2-Konu ile ilgili notlar tekrar edilir.
3-Konu ile ilgili kurallar, verilen örneklerle kavranmaya çalışılır.
4-Alıştırmalar tekrar edilir. Varsa verilen ekstra aktiviteler de yapılır. 

ZAMANI DÜZENLEMEK VE PROGRAM YAPMAK

            Gerek çalışmaya başlamakta güçlük çekmenin, gerek zamandan yeterince yararlanmamanın en önemli sebebi;  “önce ufak tefek, önemsiz konuları elemek ve daha sonra çalışmaya başlamak” isteğidir.
Çalışmaya bir türlü başlayamayan ve günün sonunda ertesi gün çalışmaya karar veren öğrencilerin yaşadıklarını derece derece paylaşılacaktır. Başarıya ulaşmak zamanı etkili kullanmakla mümkündür. Bunun için önce, hergün yapılmak istenen her türlü etkinlik alt alta yazılmalıdır.

Bir tatil günü için örnek:
TV seyretmek
Spor yapmak
Gazete/dergi okumak
Arkadaşlarla buluşup gezmek
Ders çalışmak
Müzik dinlemek
Uyumak, dinlemek

Bundan sonraki adım, her faaliyetin kişisel olarak sizin için önem derecesini belirlemektir. Bu amaçla her satırın karşısına şu anlama gelecek şekilde A, B veya C diye bir harf koyun.
A         En yüksek önem derecesine sahip olanlar. Olmazsa olmaz grubu.
B         Orta derecede öneme sahip olanlar. Olmalı grubu.
C         Düşük önem derecesine sahip olanlar. Olursa iyi olur grubu.

Buna göre şöyle listeler elde etmek mümkündür.
Abdullah’ın Mehmet’in                    Ali’nin
listesi                    listesi                         listesi

 TV seyretmek                                              B                            A                                 A
Spor yapmak                                                A                            C                                A
Gazete/dergi okumak                                  B                            C                                C
Arkadaşlarla buluşup gezmek                    C                            A                                 A
Ders çalışmak                                              A                            C                                C
Müzik dinlemek                                            C                            B                                 B
Uyumak, dinlemek                                       A                            B                                 C

Hiç şüphesiz bu üç kişinin ve dolayısıyla herkesin programı birbirinden farklı olacaktır. Günlük programı hazırlarken ilk yapılacak olan programa önce A önem derecesine sahip olan maddeleri ve devam edecekleri süreyi yanlarına yazarak yerleştirmektir.Daha sonra da B önem derecesine sahip olan maddeleri yerleştirilir.
Eğer günlük programda zaman kalırsa, bu defa C önem derecesine sahip maddeler yazılabilir. C öncelik derecesine  ait maddelere zaman yetmediği takdirde, bu madde veya maddeler program dışı kalacaktır.
Günlük program içinde yemekler, önceden görülemeyen durumlar için makul sarkma payları hazırlamak, uygulanma şansı olan gerçekçi  bir program yapmak açısından yerinde bir tutumdur.

Buna göre Abdullah’ın listesinin şöyle olması muhtemeldir:
8.30-10.00 Sabah istirahatı ve kahvaltı ve günlük gazeteler
10.00-10.50 Ders
11.00-11.40 Ders
12.00-15.00 Spor ve yemek
16.00-17.30 TV
18.00-18.40 Ders
18.50-19.30 Ders
20.00 Akşam yemeği ve ertesi güne hazırlık.

Abdullah’ın arkadaşlarıyla beraber olmak isteğini spor yaparken, müzik dinleme isteğini de sabah istirahatı sırasında karşılaması yerinde olur. Uyumak ve dinlenmek de ancak erken yatarak karşılanacaktır.

Mehmet’in  listesinin şöyle olması beklenebilir:
8.30-9.15 Sabah tuvaleti ve kahvaltı
9.30-10.20 Ders
11.30-16.00 Arkadaşlarla buluşma, yemek ve müzik
16.00-17.30 TV’de film
18.00-18.50 Ders
18.50-19.30 Ders
20.00 Yemek, dergi ve gazetelerin okunması.

Ali’nin listesinde ise TV seyretmek, uyumak-dinlenmek, arkadaşlarla buluşmak ve spor yapmak günlük programı dolduracağı için ders çalışmaya zaman yetmeyecek ve çalışma programın dışında kalacaktır.

  • Öğrenciler sık sık şöyle durumlarla da karşılaşırlar:

-TV seyretmek A (Önemli bir naklen yayın var)
-Arkadaşlarla buluşmak A (Önceden belirlenmiş randevu var)
-Ders çalışmak A (Ertesi gün sınav var)
-B ve C olarak değerlendirilmiş birkaç etkinlik.

  • Bütün A ’ların günlük programa sığmasına imkân olmadığına göre yapılması gereken A ‘lar arasında bir seçim yapmaktır. Böyle bir seçim durumunda, hangi A ‘nın elenip, hangisinin kalacağı konusunda ölçü, hangi A ‘nın hayat amaçlarınıza hizmet edeceğidir.

Daha önce “Amaçların ve Önceliklerin Belirlenmesi” bölümünde, hayat amaçlarının ve önceliklerin belirlenmesi konusu anlatılmıştı. Bu konuda ölçü, belirlenmiş olan hayat amaçlarıdır. Kararsız kaldığınız bir durumda kendi kendinize şu soruları sorabilirsiniz.     

  • “Bir yıl sonra ne yapmak istiyorum?” “Bir yıl sonra nereye varmış olmak, neleri elde etmiş olmak bana zevk verir?”
  • “On yıl sonra ne yapıyor olmaktan zevk duyarım?” “On yıl sonra hangi statüye sahip olmak beni mutlu kılar?”

                Bu soruların cevapları sizin günlük programınızda, çok sayıda A arasından yapmak zorunda kalacağınız seçimlere ışık tutacaktır.

  • Eğer 10 yıl sonra çok para kazanan ve tanınmış bir sporcu olmak istiyorsanız ve bu konuda gerçekten şansınız varsa, spora zaman ayırmaya öncelik verebilirsiniz. 

       Bir yıl sonra amaçladığınız okulda veya üniversitede bulunmak istiyorsanız, öncelik sıranızda ders çalışmak ve sınavlara hazırlanmak başı çekmelidir.        

ZAMAN KAYBINA YOL AÇANLAR

  • Gelecekte zamanı daha iyi kullanabilmek için, kişinin geçmişte zamanını nasıl ve hangi durumlarda ziyan ettiğini bilmesinde büyük yarar vardır.

                Bunun için önümüzdeki günlerde birkaç dakika zaman ayırarak aşağıdaki                                 sorulara uygun karşılıklarını yazın.         

Zaman kaybına yol açan olay

 

Tarih

 

Nerede

 

Kiminle

 

Neden

 

Kaybedilen zamanın miktarı (Ne kadar)

 

  • Bu değerlendirmeyi, zamanı ziyan ettiğiniz duygusunu yaşadığınız her olaydan sonra yapın. Kendinize eleştirici bir yaklaşım getirmeye gayret edin. Örneğin: “Yapmış olduğum 20 dakikalık telefon konuşmasının, gerçekten 20 dakika sürmesi gerekiyor muydu gibi.

                Birkaç gün süreyle  bu notları aldığınız zaman büyük bir ihtimalle zaman                                                  kaybına sebep olayların bazı ortak özellikleri olduğunu göreceksiniz. Değerli zamanınızı ziyan etmenize yol açan sebeplerden en sık tekrarlanan beş tanesini yazın.
Yapılan araştırmalara göre öğrencilerin “Zaman kaybına sebep olan olaylar”     listesinde en sık rastlanan beş sebep şunlardır:
Televizyon
Derse çalışmaya başlayamamak (gezinmek, gereksiz işler yapmak)
Telefon görüşmeleri
Hayal kurmak
Endişelenmek
“Zaman tablosu” kullanarak, zamanın sizi kontrol altına almasını önleyerek, sizin zamanı kontrol etmeniz mümkün olur.                                       

       Zamanınızı düzenleyebilmeniz için önerilerimiz;        

  • Öncelikle kendinize ayların görüldüğü bir duvar takvimi edinin.
  • Hangi günler ders çalışmaya zaman ayıramayacağınızı bir yere yazın.

Örneğin;

  • Bayram günleri,
  • Özel günler,
  • Sizin, ailenizin, arkadaşlarınızın doğum günleri,
  • Okul tatilleri.. gibi.
  • Belirlemiş olduğunuz ders çalışamayacağınız günleri takvimde işaretleyin.
  • Kendinize haftalık takvim hazırlayın. Bir hafta kendinizi gözleyin ; hangi saatler ders çalışıyorsunuz , en verimli çalışma saatleriniz ne zamandır (sabah erkenden, gece geç vakit, okul dönüşü..); diğer etkinliklerinize ne kadar zaman ayırıyorsunuz, yapılması gereken işler ne kadar zamanınızı alıyor; ulaşım, yemek araları, uyku sürelerinizi saptayın. Tüm bunları başlayış ve bitiş süreleriyle hazırlamış olduğunuz deneme niteliğindeki takviminize işaretleyin.

                                                           *   
Şimdi kendinize uygun olarak verimli çalışmanızı gerçekleştire bileceğiniz ders çalışma programı yapabilirsiniz. Bunun için öncelikle Şekilde gösterildiği gibi bir takvim hazırlayın.

Köşeleri Yuvarlanmış Dikdörtgen Belirtme Çizgisi: SINAV KAYGISI 

Bulut Belirtme Çizgisi: SINAV KAYGISININ NEDENLERİ    •	Zamanı iyi kullanamama ,  •	Kötü çalışma alışkanlıkları ,  •	Beklenti düzeyi ,   •	Mükemmeliyetçi yaklaşım ,  •	Görev ve sorumlulukları erteleme ,  •	Başarısız olma ve değerlendirilme korkusu vs...

 

Düzlem: SINAV KAYGISININ ETKİLERİ  •	Öğrenilen bilgiler transfer edilemez ,  •	Okuduğunu anlama ve düşünceleri organize etmede zorluk yaşanır ,  •	Dikkatte bir azalma olur , dikkat sınavın içeriğine değil sınavın kendisine ve bağlı olarak yaşananlara odaklanır ,  •	Zihinsel beceriler zayıflar , bilgilerin hatırlanmasını engeller ,  •	Enerji tükenir ve israf edilmiş olur ,  •	Fiziksel rahatsızlıkların ortaya çıkmasına neden olur.        

 

Metin Kutusu: YARARLI DÜŞÜNCELER    •	Yapmam gereken nedir?  •	Yapabildiğimin en iyisini yapmamın bana ne yararı olabilir? Ne kaybederim?  •	Yeterli zamanımın olmadığı doğru , ancak olan zamanımı en etkili şekilde nasıl kullanabilirim?  •	Tüm kaynakları çalışamasam bile , önemli bölümlere öncelik vererek sınava hazırlanabilirim, hiç olmazsa bu bölümlerden puan kazanırım.     

Patlama 2: KAYGIYI KONTROL ETMEK  •	Öncelikle sınava konsantre olmanızı ve sorulara odaklanmanızı sağlar ,  •	Düşüncelerinizi organize etmede , dikkatinizi toplamada yardımcı olur ,  •	Olumsuz düşünmenizi ve paniğe kapılmanızı engeller ,  •	Kontrol duygusu başarmaya yardım eder , gerçek performansınızı sergilemenizde önemli rol oynar.

Akış Çizelgesi: Delikli Teyp: SINAVLARDAN ÖNCE    •	Çalışma alışkanlıklarınızı ve sınava ilişkin tutumlarınızı gözden  geçirerek yeni bir zihinsel yapılanma yaratmaya çalışın ,  •	Zamanı iyi kullanmayı öğrenin ,  •	Kendinizi rahat hissederseniz sınavlarda panik yaşamazsınız ,  •	Beslenmenize ve uykunuza dikkat edin ,  •	Sınava hazırlanma çalışmalarınızı son güne/geceye bırakmayın.     

Aşağı Bükülmüş Şerit: SINAVDAN SONRA    Sınavınız iyi veya kötü geçsin, sınavdan sonra kendinizi ödüllendirin; kendinize sevdiğiniz birşeyler alın, hoşlandığınız birşeyler yapın. Ancak sonrasında sınavda başarısız olduğunuz konuları tespit edip eksikleriniz ve yanlışlarınız üzerinde durun, bir sonraki sınavda başarılı olmak için neler yapmanız gerektiğini planlayın ve bunları uygulamaya çalışın.     

Dikdörtgen Belirtme Çizgisi: SINAV SÜRESİNCE    1.“Hiçbir şey yapamayacağım, sınav kötü geçecek, ya soruları cevaplayamazsam ya da her şeyi unuttum” gibi olumsuz düşünceleri aklınızdan çıkarın ve yukarıda sözü edilen “Sınav Kaygısıyla Başa-çıkma Teknikleri”nden birini uygulayın. Hazır olduğunuzu düşündüğünüzde sınava başlayın.      2. Kontrolün kendinizde olduğunu hissettiğinizde ve soruları dikkatle okumaya başladığınızda kaygınız azalacaktır. Yönergeyi dikkatle okuyun ve sorulara göz gezdirin. Zamanı nasıl kullanacağınıza ve soruları hangi sırayla cevaplayacağınıza karar verin.    3. Cevaplayabileceğiniz sorulardan başlamak en iyisidir. Yapabildiğiniz sorulardan başlamak sizi motive eder.    4. Bir soruyu cevaplarken aklınıza başka bir soru ile ilgili bir bilgi ya da düşünce gelirse, başka bir kağıda kısaca not edin, o sorunun cevabını düşünerek vakit kaybetmeyin ve dikkatinizi dağıtmayın. Dikkatinizin dağılması ve konsantrasyonunuzun bozulması yeniden kaygılanmanıza neden olur.    5. Konsantrasyonunuz bozulur ve kaygı düzeyiniz yükselirse, o ana kadar iyi gittiğinizi göz önüne alarak, uyguladığınız tekniği tekrarlayın ve sınava devam edin. Kaygınıza teslim olmayın ve bu durumla baş edebileceğinizi unutmayın.       

Free Web Counter
  resim resimler